Boşanmış anneye hurdalık benzinlik miras kaldı diye alay ettiler—200 milyonluk sır açığa çıktı
Boşanmış anneye hurdalık benzinlik miras kaldı diye alay ettiler—200 milyonluk sır açığa çıktı
.
.
Bölüm 1: Mels Diner’ın Soluk Işıkları Altında
Tavandaki floresan lambalar soluk ve titrek bir sarı ışık yayarken, Katerina Rossi elinde dizdiği üç tabak yumurta ve patates kızartmasını büyük bir dikkatle taşıyordu. Üniforması, gün doğmadan başlayan uzun ve yorucu çift vardiyanın izlerini taşıyor, üzerinde kahve ve yağ lekeleri bulunuyordu. Gözlerinin altındaki hafif gölgeler, haftalardır uykusuz geçirdiği gecelerin ve bitmek bilmeyen endişelerin birer kanıtıydı. Ancak tüm bu yorgunluğa rağmen, müşterilerini her zaman nazik bir tebessümle selamlamayı ihmal etmiyordu.
— 7 numaralı masa için sipariş hazır, diyerek tabakları tatil için kasabaya gelmiş görünen kalabalık bir ailenin önüne bıraktı.
— Başka bir isteğiniz var mı? diye sordu yumuşak bir sesle.
Masadaki baba, telefonunun ekranından başını bile kaldırmadan,
— Her şey tamam, diye mırıldandı.
Katerina başını hafifçe sallayarak uzaklaştı. Yürürken bir yandan da sol bileğindeki ucuz saatine göz attı. Çıkışına sadece iki saat kalmıştı. Bu iki saatin ardından koşa koşa ikizleri okuldan alması gerekecekti. Marta ve Ludovica artık on iki yaşındaydılar. Dünyaya merak dolu gözlerle bakan, babalarının derin kahverengi gözlerini ve Katerina’nın asla pes etmeyen inatçı ruhunu taşıyan iki güzel kız. Ayak tabanları zonklarken ve sırtı tepsi taşımaktan bıçak gibi ağrırken, onları düşünmek Katerina’ya ayakta kalabilmesi için gereken o son mukavemeti veriyordu.

Kahve fincanlarını tazelemek için tezgahın arkasına geçtiği sırada cebindeki telefon titreşti. Normalde çalışma saatleri asla kişisel aramalarına bakmazdı ama ekranın ışığında parlayan okulun adı kalbinin teklemesine neden oldu. Hızlıca yöneticisinden izin isteyip çağrıyı yanıtladı.
— Bayan Rossi, ben müdür Galli. Ludovica hakkında sizi arıyorum.
Katerina’nın boğazı düğümlendi. İçine ani bir sıkıntı saplandı.
— Bir şey mi oldu? Yaralanmadı ya?
— Yaralanmadı ama başka bir öğrenciyle küçük bir sürtüşme yaşandı, dedi müdür ciddi bir ses tonuyla. Şu anki yaşam koşullarınızla ilgili bazı nahoş yorumlar yapılmış, Ludovica da buna oldukça sert karşılık vermiş.
— Bir şey mi söyledi? diye sordu Katerina gözlerini istemsizce kapatarak. Kimseye vurmadı ama verdiği cevaplar… oldukça ağırdı. Sizinle acilen bir görüşme yapmamız gerekecek Bayan Rossi. Bugün çift vardiyada olduğunuzu biliyorum ama bu ay içindeki üçüncü olay.
Katerina, karşısında onu zaten memnuniyetsiz bir ifadeyle süzmekte olan işletmecisine baktı.
— Yarım saat içinde orada olacağım, dedi kararlı bir sesle.
Bunun kendisine neye mal olacağını gayet iyi biliyordu: Kaybedilecek yarım günlük yevmiye, patronun sabırsız bakışları ve belki de işten çıkarılma riski. Yine de kısa bir tartışmanın ardından aceleyle üstünü değiştirdi ve on beş yıllık, boyası dökülmüş, yolcu kapısı bazen hiç açılmayan eski sedan arabasına bindi. Okula doğru yol alırken telefonu tekrar çalmaya başladı. Ekranda kardeşi Marco’nun adı parlıyordu.
Bir an tereddüt ettikten sonra aramayı hoparlöre aldı.
— Alo, Katerina neredesin sen? Tüm sabah seni aradım, dedi Marco sinirli ve buyurgan bir sesle.
— Çalışıyorum Marco. Herkesin masasının başında sekreteri yok, diye karşılık verdi Katerina yola odaklanarak.
Marco bu iğnelemeyi duymazdan geldi.
— Babamın avukatı aradı. Vasiyetin okunması yarın saat ikide. Orada olmalısın.
Katerina direksiyonu parmakları beyazlaşana kadar sıktı. Babalarının vefatının üzerinden henüz altı hafta geçmişti. Altı haftadır kızlarını doyurmaya, giydirmeye ve ayakta tutmaya çalışırken, içindeki devasa hüznü kimseye gösteremeden içine gömmüştü. Alessio Rossi onun bu hayattaki tek sığınağı, onu bu dünyada gerçekten gören tek insandı. Artık toprağın altındaydı ve bu yokluğun açtığı yara hâlâ çok tazeydi.
— Yarın çift vardiyam var, dedi kısık bir sesle.
— İptal et, dedi Marco emir verir gibi. Bu önemli Katerina.
Marco’nun alt metni çok açıktı: Diğer kardeşleri Sara ve onların zengin eşleri orada olacaktı. Hepsi başarılı, paraya ve kariyere doymuş insanlardı. Katerina ise üç yıl önce sekreteriyle kaçıp göl kenarında lüks bir hayat kuran eski kocası Davide’nin terk ettiği, küçük bir dairenin kirasını ödemekte bile zorlanan yalnız bir kadındı.
— Elimden geleni yaparım, dedi Katerina. Söz veremem.
Marco derin bir nefes verip telefonu yüzüne kapattı. Okulun önüne vardığında elleri öfke ve çaresizlikten titriyordu. Hayatı son yıllarda hep böyle bir koşturmacadan ibaretti: İşten okula, kardeşlerinin yargılayıcı bakışlarından evdeki faturalara kadar uzanan bitmeyen bir maraton.
Bölüm 2: Aile Sırları ve Soğuk Rüzgarlar
Müdürün odasındaki görüşme tam da Katerina’nın beklediği gibi geçti. Ludovica odanın bir köşesinde kollarını göğsünde kavuşturmuş, tamamen impassive (ifadesiz) bir yüzle oturuyordu. Müdür, okulun aile birliği başkanının kızı olan Beatrice’in, Ludovica’nın giysileri ve maddi durumu hakkında alaycı sözler sarf ettiğini, Ludovica’nın da buna karşılık oldukça ağır konuştuğunu anlatıyordu.
Katerina kızına baktı. Ludovica dimdik oturuyor, çenesini gururla kaldırmış, dolan gözlerini saklamaya çalışıyordu.
— Ludovica’nın tepkisi ideal değil biliyorum, dedi Katerina yumuşak bir sesle. Ama Beatrice’in sırf bizim maddi durumumuz yüzünden onunla alay etmesi de kabul edilemez.
Müdür Galli boğazını temizledi.
— Beatrice’in ailesiyle de görüşüyoruz Bayan Rossi. Ancak Ludovica’nın son zamanlardaki agresif tutumunu göz önünde bulundurarak bir çocuk psikoloğundan danışmanlık almasını düşünmeliyiz.
Danışmanlık… Katerina’nın bütçesinin bu yeni masrafı nasıl kaldıracağına dair hiçbir fikri yoktu. Zaten delik deşik olan cüzdanı biraz daha kanayacaktı.
— Biz evde bu konunun üzerine düşeriz, diyerek müdüre güven vermeye çalıştı ve elini Ludovica’nın omuzuna koydu.
Arabaya doğru sessizce yürürlerken Ludovica sonunda sessizliğini bozdu.
— Üzgün değilim anne, dedi. O hak etti.
Katerina kızının kapısını açarken içini çekti.
— Zor olduğunu biliyorum canım ama bu tür insanların bizi yaralamasına asla izin vermemeliyiz.
Arka koltuğa yerleşen Ludovica homurdandı:
— Dedem hayatta olsaydı bana asla alttan almazdı. “Bazen karşılık vermek gerekir kızım” derdi.
Katerina’nın kalbi sızladı. Babası Alessio gerçekten de torunlarının en büyük destekçisiydi. Boşanmalarından bu yana Davide sadece keyfiesterse ortalıkta görünmüş, nafakayı bile geciktirmişti. Yine de kızlarına göre babaları her zaman en eğlenceli ve en anlayışlı kişiydi.
Eve yaklaştıklarında kaldırım kenarında park etmiş siyah, lüks bir SUV dikkatlerini çekti. Aracın yanında tam takım elbisesi, sarı saçları ve kapalı havaya rağmen çıkarmadığı tasarım güneş gözlükleriyle duran kişi kız kardeşi Sara’dan başkası değildi.
— O burada ne arıyor? diye mırıldandı Ludovica, sesindeki huzursuzluğu gizleyemeyerek.
Katerina arabayı durdurdu. Sara nadiren uğrardı ve geldiğinde mutlaka arkasında bir plan ya da eleştiri olurdu.
— Teyze! diye seslendi Ludovica birden neşeli bir ses tonuyla.
Katerina bu taktiği çok iyi biliyordu; Ludovica, aşırı neşeli davranmanın Sara’yı sinirlendirdiğini çoktan keşfetmişti. Sara güneş gözlüklerini yavaşça indirdi. Babasını henüz kaybetmiş birinin yüzünde pek görülmeyecek kadar kusursuz bir makyajla gülümsedi.
— Ludovica tatlım, nasılsın bakalım?
— İyiyim teyze, annem bana dedemin özel tarifli empanadasını yapmayı öğretiyor.
Sara’nın bakışları kısa bir an Katerina’ya kaydı. Gözlerinde küçümseme ile karışık bir şaşkınlık parladı.
— Ne kadar… nostaljik, dedi soğuk bir sesle. Katerina, seninle biraz özel konuşabiliriz sanırım?
Küçük dairelerinin içine girdiklerinde Marta mutfak masasında kitaplarını yaymış ders çalışıyordu. Teyzesini görünce yüzü aydınlanır gibi oldu ama hemen ardından o da kabuğuna çekildi.
— Teyze, dedi kibarca ve hızlıca sarıldı. Sara bu sarılığa neredeyse hiç karşılık vermedi.
Katerina çantalarını bırakırken,
— Kızlar, odanıza geçebilir misiniz? Teyzenizle konuşmamız gereken şeyler var, dedi.
İkizler sessizce odalarına çekilirken, Sara’nın gözleri dairenin her köşesini taradı. Eski, yıpranmış koltukta, lavaboda duran bulaşıklarda ve tavanın köşesindeki o büyük su lekesinde takılı kaldı.
— Marco yarınla ilgili sorun çıkardığını söyledi, dedi Sara doğrudan konuya girerek.
— Zorluk çıkarmıyorum Sara. Sadece işim var.
— Babamın vasiyeti okunacak Katerina! Sen bile birkaç saatlik izin almanın bir yolunu bulabilirsin herhalde.
Bu “sen bile” vurgusu Katerina’nın kalbine bir hançer gibi saplandı. Evliliğini yüzüne gözüne bulaştırmış, üniversiteyi yarıda bırakmış, neredeyse kırk yaşında hala garsonluk yapan Katerina… Sara’nın gözünde her zaman ailenin yüz karasıydı.
— Buraya bunun için mi geldin? diye sordu Katerina sakince.
Sara pencereye doğru yürüdü ve dışarıdaki kasvetli sokağa baktى.
— Aslında seni uyarmaya geldim. Marco ile babamın finansal durumunu inceliyoruz ve durum pek de iç açıcı değil. O benzin istasyonu yıllardır zarar ediyor. Ödenmemiş vergiler ve eski borçlar var.
Katerina’nın göğsü daraldı.
— Babam beş çocuk büyüttü. Seninle Marco’nun üniversite masraflarını o benzin istasyonundan kazandığı parayla karşıladı!
— O yirmi yıl önceydi Katerina, dedi Sara acımasızca. Büyük zincirler piyasayı ele geçirmeden önceydi. Son yıllarda o istasyon batıyordu. Marco ile biz olmasaydık çoktan haciz gelirdi.
Katerina yutkundu.
— Bana bundan hiç bahsetmedi.
Sara sinsi bir gülümsemeyle kafasını salladı.
— Tabii ki etmezdi. Seni her zaman koruması gereken küçük, zayıf kız kardeşi olarak görmek isterdi.
Bu sözler Katerina’nın canını yaktı çünkü kısmen gerçektü. Alessio her zaman onun arkasında durmuştu. Üniversiteyi Davide ile evlenmek için bıraktığında bile onu yargılamamış, her zaman desteklemişti.
Tam o sırada kapı açıldı ve içeri öfkeden soluk soluğa giren Davide girdi. Saraya bakmadan doğrudan Katerina’ya yöneldi.
— Ludovica nerede? Okul beni aradı yine! Bu ay üçüncü vaka!
Sara çantasını topladı.
— Sanırım benim gitme vaktim geldi, diyerek aralarından sıyrıldı ve kapıdan çıktı.
Davide sesini alçalttı ama öfkesi odadaki havayı ısıtıyordu.
— Kızların istikrara ihtiyacı var Katerina! Senin bu sefil hayatın, bu çalışma saatlerin sağlığa zararlı!
Katerina artık patlama noktasına gelmişti.
— Biliyor musun kızların gerçekten neye ihtiyacı var Davide? Düzenli nafaka ödeyen bir babaya! Yeni karısının planları yüzünden hafta sonlarını iptal etmeyen birine!
Davide’nin çenesi kasıldı ama Katerina arkasını dönüp mutfağa yöneldi. Omuzlarındaki yük tonlarcadır ama yarınki vasiyet okuması her şeyi ya tamamen bitirecek ya da yepyeni bir kapı aralayacaktı.
Bölüm 3: Vasiyetin Okunduğu Salon ve Büyük Sürpriz
Ertesi sabah gökyüzü kurşuni bulutlarla kaplıydı ve ince bir çiseleme şehre hüzünlü bir hava veriyordu. Katerina, iş yerindeki yöneticisini arayıp izin istemişti; aksi takdirde işini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyaydı. İkizleriyle sımsıkı sarılıp vedalaştıktan sonra dolabının önüne geçti. Gardırobunda resmi bir tören için uygun tek şey, yıllar önce bir arkadaşının düğününde giydiği sade siyah elbiseydi.
Telefonu çalındığında makyajını yeni bitiriyordu. Arayan Davide’ydi.
— Ludovica’nın durumu üzerine düşündüm Katerina. Marisa ile konuştuk, kızların bizimle daha fazla kalması gerekiyor.
— Davide, şu an sırası değil, dedi Katerina buz gibi bir sesle. Babamın vasiyetinin okunmasına gidiyorum.
Telefonda kısa bir sessizlik oldu. Ardından Davide’nin sesindeki o hesapçı ton hemen kendini belli etti:
— Sahi mi? Sana ne bıraktığını biliyor musun?
Katerina cevap vermeden telefonu yüzüne kapattı. Avukatlık bürosu, şehrin merkezindeki modern ve cam kaplı gökdelenlerden biriydi. Katerina lüks arabaların park ettiği binanın önüne değil, iki blok öteye park etmişti. Babasının eski fotoğraf albümünü çantasında sıkıca kavrayarak içeri girdi.
Resepsiyonisti geçip üçüncü kata çıktığında kardeşlerini bekleme salonunda buldu. Marka çantaları, kusursuz kıyafetleri ve kibirli duruşlarıyla tam birer şirket aristokratı gibi görünüyorlardı. Marco kol saatine bakarak,
— Sonunda gelebildin! dedi.
Sara ise Katerina’yı başından aşağı süzüp hafifçe gülümserdi.
Tam o sırada ofis kapısı açıldı ve gümüş saçlı, yaşlı ve güler yüzlü avukat Michelle Riva dışarı çıktı.
— Katerina, sevgilim, diyerek kollarını açtı. Katerina bu içten sarılığa sıkıca karşılık verdi.
Toplantı odası ahşap panellerle kaplı, lüks ve ağır bir havadaydı. Riva herkesin yerini almasını söyledikten sonra dosyasını açtı.
— Bugün burada Alessio Enrique Rossi’nin son arzusunu yerine getirmek için toplandık, dedi. Geriye çok büyük bir servet bırakmadı belki ama sahip olduğu her şeyi hakkaniyetle paylaştırdı.
Marco hemen öne atıldı.
— Mali durumunu inceledik Michelle. Kalan borçlar varsa Sara ile biz üstlenmeye hazırız.
Riva hafifçe gülümsedi.
— Gerek yok Marco. Alessio her şeyi en ince detayına kadar düzenlemiş. Küçük hediyelerle başlayalım.
Riva kağıtları çevirdi.
— Marco Rossi’ye babasının klasik araba kılavuzları koleksiyonu ve elli bin dolar nakit bırakılmıştır.
Marco şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı.
— Elli bin mi? Nereden?
— Hayat sigortası, dedi Riva. Tamamı ödenmiş mütevazı bir poliçeydi.
— Sara Rossi’ye ise plak koleksiyonu ve yine elli bin dolar bırakılmıştır.
Sara kocasına bakıp küçümser bir sesle, “Plaklar nostaljik saçmalık ama para fena değil” diye mırıldandı.
Katerina ise sadece sessizce bekliyordu. Babasının kendisine en fazla birkaç hatıra bırakacağını düşünüyordu.
Riva boğazını temizledi ve asıl ana konuya geldi. Doğrudan Katerina’ya baktı.
— Katerina Rossi’ye… Alessio, Estrella Benzin İstasyonu’nun tam mülkiyetini bırakmaktadır. Üst kattaki daire, tüm ekipmanlar ve ticari haklarla birlikte.
Odadaki hava bir anda buz kesti. Marco kısa ve sinirli bir kahkaha attı.
— Benzin istasyonu mu? O batık yeri mi bize bıraktı?
Sara’nın yüzü öfkeden kasıldı.
— O arsa ticari olarak çok değerli! Bu dağılım tamamen adaletsiz! Katerina işletmecilikten ne anlar?
Riva hiç istifini bozmadı.
— Alessio’nun talimatları çok netti. Ve hayır Marco, babanızın zihni gayet yerindeydi. Bu kararları sekiz ay önce almıştı.
Sara keskin bakışlarını Katerina’ya dikti.
— Ona ne söyledin? Seni bu hurda yığınını kabul etmen için nasıl kandırdı?
Katerina sesindeki tüm gücü toplayarak,
— Hiçbir şey söylemedim, dedi. Haberim yoktu.
Bölüm 4: Mektuptaki Büyük Sır ve Yeni Bir Ufuk
Avukat Michelle Riva elini kaldırarak odadaki gerginliği kesti.
— Bekleyin. Alessio’nun yüksek sesle okunmasını istediği bir mektubu var.
Riva zarfı açtı ve babasının o tanıdık, sıcak ses tonunu anımsatan satırları okumaya başladı:
“Sevgili çocuklarım, bu satırları dinliyorsanız ben çoktan başka bir aleme göç etmişim demektir. Umarım orası bol kahveli ve güzel balık tutulan bir yerdir.Estrella’yı Katerina’ya bırakmam sizi şaşırtmış olabilir. Marco ve Sara, siz ikiniz güçlü ve başarılı hayatlar kurdunuz; geleceğiniz garanti altında. Ama Katerina çok fırtınalar atlattı; acı bir boşanma, iki harika kızı tek başına büyütmenin yükü… Tüm bunlara rağmen o ne kalbinin cömertliğini ne de direncini kaybetti.Benzin istasyonunu eski ve zor bir yer olarak görebilirsiniz. Ama benim için o her zaman özgürlüğün, bu ülkeye elim boş geldiğimde peşinden koştuğum rüyanın sembolüydi. Estrella benim gerçek mirasımdır ve onu sadece yönetebileceğine değil, ne anlama geldiğini gerçekten anlayacağına inandığım kızıma bırakıyorum.Kızım, bu seni bunaltabilir ama sana güveniyorum. Estrella hâlâ umut taşıyor. Daha derine bak, acele etme ve unutma: Bazen en büyük hazineler gözümüzün önünde gizlidir.”
Mektup bittiğinde odada derin bir sessizlik hakim oldu. Katerina’nın gözlerinden yanaklarına doğru sıcak yaşlar süzülüyordu. Babası ona sadece bir benzin istasyonu değil, hayatının en büyük gururunu ve geleceğini emanet etmişti.
Toplantı bittikten sonra kardeşleri hızla ve öfkeyle büroyu terk ettiler. Katerina ise avukat Riva ile birlikte istasyonun anahtarlarını ve resmi tapu devir evraklarını almak üzere ofiste kaldı. İşlemler bittiğinde hava tamamen kararmıştı. Katerina eski arabasına binip babasının otuz yıldır emek verdiği o küçük benzin istasyonuna doğru sürdü.
İstasyon kapalıydı, tabelanın neon ışıkları titriyordu. Katerina arabadan inip paslı pirinç anahtarı kilitli ofis kapısına soktu. Anahtar yuvaya mükemmel bir şekilde oturdu ve ağır demir kapı gıcırdayarak açıldı. İçeri girdiğinde babasının tütün ve motor yağı kokan odası, duvarlardaki eski fotoğraflar onu kucaklar gibi karşıladı.
Mektuptaki o cümle kulaklarında çınlıyordu: “Daha derine bak… Bazen en büyük hazineler gözümüzün önünde gizlidir.”
Katerina masanın arkasına geçti. Babasının yıllardır kilitli tuttuğu alt çekmeceye baktı. Anahtarlıkta bulduğu küçük bir anahtarla o çekmeceyi zorlanmadan açtı. İçinde eski bir defter ve istasyonun inşa edildiği yıllara ait tapu belgeleri vardı. Defteri açtığında babasının el yazısıyla yazılmış notlar dikkatini çekti. Sayfaların arasında, istasyonun hemen arkasındaki eski depo binasının altında yer alan gizli bir bodrum katından ve orada yıllar önce saklanmış, şehre büyük suikastlar düzenleyen yeraltı kartellerine ait devasa bir arşiv ile kayıtlı fonlardan bahsediliyordu. Babası, bu tehlikeli sırrı o dönem haraç kesen mafya liderlerinin elinden kurtarmış ve kimseye zarar gelmesin diye yıllarca güvenle saklamıştı. Bu arşivin değeri milyonlarca dolarlık gayrimenkul projelerine ve devlete sunulabilecek gizli belgelere bedeldi.
Katerina elindeki deftere ve tapulara baktı. Kalbi hızla atıyordu. Babası ona sadece bir benzin istasyonu değil, tümailenin kaderini değiştirecek milyonluk bir sır bırakmıştı.
Dışarıda rüzgâr titreyen tabelayı sallarken, Katerina başını dik tuttu. Artık korkmuyordu. Kızları için, babasının aziz hatırası için ve kendi elleriyle kuracağı yepyeni, aydınlık bir gelecekti bu. Benzin istasyonunun lambalarını tek tek yaktı; çünkü karanlık çok geride kalmıştı.
.
https://www.youtube.com/watch?v=mlNlvSZdz1U