Kocası Hamile Karısını Arabaya Kilitleyip Metresiyle Gitti — Bir Mafya Babası Olaya Müdahale Ett
Kocası Onu Dağın Ortasında Ateşe Terk Etti… Ama Onu Kurtaran Adam Herkesin Korktuğu İsimdi
Bölüm 2: Rider Blackwell’in Gizli Merhameti
Dağın sessizliği, yalnızca yükselen alevlerin çatırdamasıyla bozuluyordu.
Melin artık bağıracak gücünü kaybetmişti.
Boğazı yanıyor, gözlerinden yaşlar akıyordu.
Duman aracın içine dolmaya başlamıştı.
Bir eliyle karnını koruyor, diğer eliyle camı kırmaya çalışıyordu.
Ama gücü tükeniyordu.
“Bebeğim…”
Fısıltıyla söyledi.
“Lütfen dayan…”
O anda aklından tek bir soru geçiyordu.
Bir insan, sevdiği kişiye bunu nasıl yapabilirdi?
Brandon onun kocasıydı.
Onun geleceğiydi.
Çocuğunun babası olacaktı.
Ama şimdi…
Onu bir eş olarak değil, yok edilmesi gereken bir engel olarak görmüştü.
Melin gözlerini kapattı.
Belki de sonunun geldiğini düşündü.
Tam o sırada…
Dağın karanlık yolunda güçlü far ışıkları göründü.
Üç siyah araç hızla yaklaşıyordu.
Öndeki aracın içindeki adam, yükselen alevleri fark ettiğinde yüzündeki ifade değişti.
“Dur.”
Şoför hemen frene bastı.
Adam kapıyı açıp dışarı çıktı.
Uzun boylu.
Siyah mont giymiş.
Bakışları soğuk.
Ama gözlerinde garip bir sakinlik vardı.
Bu adam…
Rider Blackwell’di.
Şehrin en tehlikeli isimlerinden biri.
Onun hakkında yüzlerce hikâye anlatılırdı.
Bazıları onun hiçbir zaman hata yapmadığını söylerdi.
Bazıları ise kalbi olmayan biri olduğunu.
Çünkü Rider yıllar boyunca insanların en karanlık taraflarını görmüştü.
İhanetleri.
Yalanları.
Açgözlülüğü.
Ama o gece gördüğü şey farklıydı.
Alevlerin içinde bir kadın vardı.
Ve o kadın ölmek üzereydi.
“Biri içeride,” dedi.
Yanındaki adam şaşkınlıkla baktı.
“Rider, bu bir tuzak olabilir.”
Rider gözlerini araçtan ayırmadı.
“Biliyorum.”
“Peki neden yardım ediyoruz?”
Rider birkaç saniye sustu.
Sonra tek bir cümle söyledi:
“Çünkü kimse bir insanı böyle ölüme terk etmeyi hak etmez.”
Rider araca doğru koştu.
Alevler artık büyümüştü.
Metal parçalar ısınıyordu.
Ama o durmadı.
Camı kırmak için eline ağır bir demir aldı.
Bir kez vurdu.
Cam çatladı.
İkinci kez vurdu.
Cam tamamen parçalandı.
Melin bulanık gözlerle dışarı baktı.
Karşısında yabancı bir adam vardı.
Ama o anda hayatındaki herkesten daha güvenilir görünüyordu.
“Beni duyabiliyor musun?”
Rider’ın sesi sakindi.
Melin güçlükle konuştu.
“Bebeğim…”
Rider hemen anladı.
“Hamilesin.”
Melin başını hafifçe salladı.
“Onu kurtarın…”
Rider’ın yüzü sertleşti.
“İkinizi de kurtaracağım.”
Bu sözler Melin’in duyduğu son şey oldu.
Gözleri kapandı.
Rider ve adamları kapıyı zorla açtı.
Saniyeler içinde Melin’i araçtan çıkardılar.
Tam birkaç adım uzaklaşmışlardı ki…
SUV büyük bir patlamayla alev topuna döndü.
Dağın gecesi turuncu ışıkla aydınlandı.
Rider birkaç saniye yanan araca baktı.
Sonra yerde baygın yatan kadına döndü.
Yüzünde ilk kez öfke vardı.
“Bunu kim yaptı?”
Kimse cevap vermedi.
Ama Rider’ın sesi buz gibiydi.
“Bulacağım.”
Melin gözlerini açtığında kendini sıcak bir odada buldu.
Tavan beyazdı.
Yanında tıbbi ekipmanlar vardı.
Başını çevirdiğinde bir doktor gördü.
“Uyandınız.”
Melin hemen panikle karnına baktı.
“Bebeğim…”
Doktor gülümsedi.
“Bebeğiniz iyi.”
Melin’in gözlerinden yaşlar aktı.
Hayatında ilk kez o gece gerçekten ağladı.
Çünkü korkudan değil…
Hayatta kaldığı için.
Bir süre sonra kapı açıldı.
Rider içeri girdi.
Melin onu görünce şaşırdı.
“Sen…”
Rider sessizce yaklaştı.
“Ben Rider.”
Melin kaşlarını çattı.
“Beni neden kurtardın?”
Bu soru Rider’ı şaşırttı.
Çünkü çoğu insan ona teşekkür ederdi.
Ama bu kadın farklıydı.
O sadece gerçeği anlamaya çalışıyordu.
Rider birkaç saniye sustu.
“Çünkü yardıma ihtiyacın vardı.”
Melin gözlerini kaçırdı.
“Kimse karşılıksız yardım etmez.”
Rider hafifçe başını eğdi.
“Belki de şimdiye kadar yanlış insanlarla karşılaştın.”
Bu cümle Melin’in içine dokundu.
Çünkü hayatı boyunca herkese inanmıştı.
Ve sonunda inandığı kişi onu öldürmeye çalışmıştı.
Ertesi gün Rider bazı şeyleri araştırmaya başladı.
Çünkü bu olay normal değildi.
Bir adam karısını dağ başına götürmüş.
Telefonunu yok etmiş.
Arabayı yakmış.
Ve kaçmıştı.
Bu planlanmış bir cinayetti.
Rider’ın adamlarından biri dosyalarla geldi.
“Adı Brandon Pierce.”
Rider dosyayı açtı.
“Temiz biri gibi görünüyor.”
Adam başını salladı.
“Görünüşte.”
“Gerçekte?”
Adam derin nefes aldı.
“Borçları var.”
Rider baktı.
“Ne kadar?”
“Yaklaşık iki milyon dolar.”
Sessizlik oldu.
“Ve Kendra Mills adında bir kadınla ilişkisi var.”
Rider dosyadaki fotoğrafa baktı.
Sonra başka bir belge çıkardı.
“Daha fazlası var.”
Adam başını kaldırdı.
“Ne?”
Rider soğuk bir ifadeyle konuştu.
“Brandon’ın sigorta şirketiyle yaptığı görüşmeler.”
Bir sayfa masaya bırakıldı.
Melin’in hayat sigortası.
Yüksek miktarda para.
Rider’ın gözleri sertleşti.
“Bu sadece ihanet değil.”
“Bu planlı bir cinayet.”
Bu sırada Brandon ve Kendra şehirde güvenli olduklarını düşünüyordu.
Brandon lüks bir otel odasında oturmuş, elindeki viski bardağıyla gülümsüyordu.
“Bitti.”
Kendra ona baktı.
“Emin misin?”
Brandon güldü.
“Dağın ortasında kimse onu bulamaz.”
Tam o anda televizyon açıldı.
Son dakika haberi vardı.
“Dağ yolunda meydana gelen araç yangınında hamile bir kadın kurtarıldı…”
Brandon’ın yüzündeki gülümseme aniden kayboldu.
Ekranda bulanık bir görüntü vardı.
Ama yeterince açıktı.
Melin yaşıyordu.
Kendra ayağa kalktı.
“Bu imkânsız.”
Brandon’ın elleri titremeye başladı.
Çünkü başka bir şey daha vardı.
Haberin sonunda şu cümle söylendi:
“Kurtarma operasyonunda adı geçen kişi iş insanı Rider Blackwell olarak açıklandı.”
Brandon’ın yüzü bembeyaz oldu.
Çünkü Rider Blackwell’in kim olduğunu biliyordu.
Ve artık mesele sadece Melin değildi.
Çünkü Rider gerçeği ortaya çıkarmaya başladığında…
Brandon’ın bütün hayatı çökecekti.
Devam edecek… Bölüm 3: Rider Blackwell’in İntikamı, Brandon’ın Büyük Sırrı ve Melin’in Hayatını Değiştiren Gerçek
