15 MAROON BERETS INTERMEDIATE WITH 800 PKK MEMBERS! Commander Survived After 96 Hours in Iraq
15 MAROON BERETS INTERMEDIATE WITH 800 PKK MEMBERS! Commander Survived After 96 Hours in Iraq
18 Dakika: Kuzey Irak’ta 15 Bordo Berelinin Mehmet Korkmaz Operasyonu
24 Eylül 2015 gecesi, Kuzey Irak’ın dağlık ve karanlık arazisinde saatler 02.30’u gösteriyordu. Türkiye’den gelen 15 kişilik özel kuvvetler ekibi, kendilerinden sayıca kat kat üstün bir silahlı grubun kontrolündeki bölgenin tam ortasındaydı. Önlerinde tek bir hedef vardı: Günlerdir esir tutulan Binbaşı Mehmet Korkmaz’ı bulmak ve Türkiye’ye geri götürmek.
Ekibin komutanı Albay Kaan Yıldırım, telsizinden son emri verdi:
“18 dakika. Gir, al, çık.”
Bu cümle, operasyonun bütün planını özetliyordu. Çünkü daha uzun süre içeride kalmaları hâlinde yüzlerce silahlı kişinin bulunduğu kampın alarma geçmesi kaçınılmazdı. 15 kişilik ekip için zaman yalnızca bir ölçü değil, hayatta kalmanın tek şartıydı.
Ancak bu operasyonun hikâyesi o gece başlamadı.
Pusu ile başlayan esaret
Eylül ayının başlarında Binbaşı Mehmet Korkmaz, Türkiye-Irak sınırındaki görev bölgesinde rutin bir keşif faaliyetine çıktı. Yanında beş asker bulunuyordu. Görevin yaklaşık üç saat sürmesi bekleniyordu.
Fakat sınır hattına ulaştıklarında ekip silahlı bir pusunun içine düştü. Ağır silahlarla açılan ateş karşısında beş asker hayatını kaybetti. Bacağından yaralanan Korkmaz ise mühimmatı tükendiği için direnmeye devam edemedi ve esir alındı.
Korkmaz, yaklaşık 15 militan tarafından Kuzey Irak’ın iç kesimlerinde bulunan bir kampa götürüldü. Burada elleri bağlandı ve bir çadırda tutulmaya başlandı. Kampın büyüklüğü ve çevredeki silahlı kişilerin sayısı, kurtarma ihtimalini son derece zorlaştırıyordu.
Günler sonra Korkmaz’ın görüntülerinin propaganda amacıyla yayımlanması Türkiye’de büyük yankı uyandırdı. Videoda esir askerin serbest bırakılması karşılığında para ve tutuklu takası talep ediliyordu. Aksi hâlde öldürüleceği belirtiliyordu.
Ankara’daki karar mekanizması için artık iki seçenek vardı: Talepleri kabul etmek veya operasyon düzenlemek.
Karar kısa sürede verildi.
Korkmaz’ın kurtarılması için operasyon yapılacaktı.
15 kişilik ekip
Operasyonun başına Albay Kaan Yıldırım getirildi. Uzun yıllardır özel kuvvetlerde görev yapan Yıldırım, dağlık arazi ve gizli operasyonlarda deneyimliydi.
Fakat karşılarında kolay bir hedef yoktu.
İstihbarat değerlendirmelerine göre Mehmet Korkmaz, Kuzey Irak’taki geniş bir kampın içinde tutuluyordu. Kampın çevresinde çok sayıda silahlı kişi bulunuyordu. Bu nedenle büyük bir askerî birlik göndermek, operasyonun gizliliğini daha başlamadan ortadan kaldırabilirdi.
Yıldırım’a yalnızca 15 kişilik bir ekip verildi.
Ekipte farklı uzmanlıklara sahip komandolar bulunuyordu. Bunlardan biri keskin nişancı Çavuş Eren Öztürk, diğeri ise bomba ve patlayıcılar konusunda uzman Yüzbaşı Burak Aydın’dı.
Ekip günler boyunca haritalar, uydu görüntüleri ve kampın muhtemel giriş-çıkış noktaları üzerinde çalıştı.
Planın temelinde sabır vardı.
Hemen saldırmayacaklardı.
Önce hedef bölgeye gizlice girecek, kampı günlerce izleyecek, Mehmet Korkmaz’ın yerini kesin olarak belirleyecek ve ardından en uygun zamanda operasyonu gerçekleştireceklerdi.
Düşman bölgesinde dört gün
Ekip gece saatlerinde helikopterle Türkiye’den ayrıldı. Kampın yaklaşık 15 kilometre uzağında karaya indirildiler. Helikopter bölgeden ayrıldıktan sonra 15 asker tamamen kendi başınaydı.
Dağlık araziyi sessizce geçerek saatler süren bir yürüyüşün ardından kampın yaklaşık iki kilometre yakınına ulaştılar.
Burada kamuflaj ağlarını kurdular ve gözlem pozisyonlarına geçtiler.
Artık amaç görünmemekti.
Gün boyunca kampı izlediler. Giriş noktaları, nöbet değişimleri, devriye güzergâhları ve yapıların konumları tek tek kaydedildi. Kampın doğu tarafının diğer bölgelere kıyasla daha az korunduğu fark edildi.
Fakat asıl sorun henüz çözülmemişti:
Mehmet Korkmaz nerede tutuluyordu?
İkinci gün ekip aradığı cevabı buldu.
Keskin nişancı Çavuş Eren Öztürk, dürbünüyle kampı tararken bir çadırın önünde hareketlilik gördü. İki silahlı kişi, elleri bağlı ve yürümekte zorlanan bir adamı dışarı çıkarmıştı.
Öztürk görüntüyü dikkatle inceledi.
Üzerindeki kıyafet, yaralı bacağı ve yüzündeki değişiklikler hedefin kimliğini ortaya koyuyordu.
Mehmet Korkmaz bulunmuştu.
Planın en kritik noktası
Korkmaz’ın yeri belirlendikten sonra operasyonun ikinci aşaması başladı.
Ekibin görevi yalnızca çadıra ulaşmak değildi. Kurtarma sonrasında hangi güzergâhtan çıkacakları da hesaplanmalıydı.
Yıldırım ve ekibi kampın doğu tarafını kaçış noktası olarak belirledi. Buradan çıktıktan sonra birkaç kilometrelik zorlu bir koşunun ardından helikopterle buluşacaklardı.
Fakat bütün planın tek bir sınırı vardı:
18 dakika.
Bu süre içerisinde kampın içine girilecek, Korkmaz bulunacak, bağları çözülecek ve ekip doğu çıkışından uzaklaşacaktı.
Alarm verilirse plan değişecekti. Yüzlerce silahlı kişinin aynı anda harekete geçmesi durumunda 15 kişilik bir ekibin açık arazide uzun süre dayanması mümkün olmayacaktı.
Bu nedenle operasyonun başarısı hız kadar sessizliğe de bağlıydı.
24 Eylül gecesi
Operasyon gecesi ekip son kontrollerini yaptı. Silahlar ve haberleşme sistemleri kontrol edildi. Her asker kendisine verilen görevi biliyordu.
Saat 02.30 civarında ekip kampın doğu tarafına ulaştı.
İlk nöbetçiler etkisiz hâle getirildikten sonra 15 asker kampın içine girdi.
Her şey planlandığı gibi ilerliyordu.
Mehmet Korkmaz’ın tutulduğu çadıra doğru ilerlediler.
Çadırın önünde iki nöbetçi daha vardı. Onlar da sessiz biçimde etkisiz hâle getirildi.
Ardından ekip çadıra girdi.
Korkmaz içerideydi.
Günlerdir esir tutulan asker, karşısında Türk özel kuvvetler mensuplarını görünce önce ne olduğunu anlamaya çalıştı. Çavuş Eren Öztürk yanına yaklaşarak kimliğini açıkladı ve sessiz kalmasını istedi.
Korkmaz’ın bağları çözüldü.
Telsizden kısa bir mesaj geçti:
“Hedef alındı.”
Artık geri dönüş başlamıştı.
Alarm
Fakat operasyonun en tehlikeli anı henüz gelmemişti.
Ekip çadırdan ayrıldığı sırada başka bir militan onları fark etti.
Alarm verildi.
Kamp bir anda hareketlendi.
Işıklar yandı, silah sesleri duyuldu ve çevredeki kişiler kaçan ekibin peşine düştü.
Yıldırım’ın emri kesindi:
“Doğu kapısına!”
15 komando, Korkmaz’la birlikte koşmaya başladı.
Artık gizlilik sona ermişti.
Operasyon bir kurtarma görevinden açık bir kaçış mücadelesine dönüşmüştü.
18 dakika dolarken
Ekip doğu çıkışına ulaştığında çatışma başladı. Nöbetçiler ateş açtı ve komandolar karşılık verdi.
Kampın dışına çıktıklarında önlerinde birkaç kilometrelik zorlu bir arazi vardı.
Helikopter onları almak üzere hareket hâlindeydi.
Ancak arkalarında onları takip eden silahlı kişiler bulunuyordu.
Zaman ilerliyordu.
Operasyon için belirlenen 18 dakikalık sınır aşılmıştı.
Bir komando bacağından yaralandı ancak yürümeyi ve koşmayı sürdürdü. Ekip, Korkmaz’ı ortalarında koruyarak ilerlemeye devam etti.
Bir süre sonra takip eden grubun mesafesi iyice kapandı.
Yıldırım, askerlerine savunma pozisyonu almalarını emretti.
Artık yapılacak tek şey helikopterin gelmesini beklemekti.
Son anda gelen helikopter
Kayalıkların arkasında mevzilenen komandolar takip eden gruba karşılık verdi. Çatışma sırasında keskin nişancı Eren Öztürk, ekibin geri çekilmesini sağlamak için ateş desteği verdi.
Dakikalar sonra gökyüzünde helikopterin sesi duyuldu.
Yıldırım’ın emriyle ekip yeniden harekete geçti.
“Helikoptere!”
15 komando ve Mehmet Korkmaz, son anda helikoptere ulaştı.
Arkadan açılan ateş sürerken helikopter yükselmeye başladı.
Kamp geride kalıyordu.
Kurtarma tamamlanmıştı.
Türkiye’ye dönüş
Sabah saatlerinde helikopter Türkiye’ye ulaştı. Korkmaz ve ekip güvenli bölgeye indirildi.
Operasyonda bazı askerler yaralanmıştı ancak anlatılan hikâyeye göre ekipte hayatını kaybeden olmadı.
Günler boyunca düşman bölgesinde saklanan 15 kişilik ekip, önce kampı izlemiş, ardından hedefin yerini tespit etmiş ve son gece kurtarma operasyonunu gerçekleştirmişti.
Hikâyenin en dikkat çekici noktası ise sayıların arasındaki büyük farktı:
Bir tarafta yüzlerce silahlı kişi, diğer tarafta yalnızca 15 kişilik bir ekip vardı.
Ve bu 15 kişi, operasyonun başarısını yalnızca silah gücüne değil; gizliliğe, disipline, istihbarata, sabra ve zamana bağlamıştı.
Albay Kaan Yıldırım’ın operasyon boyunca tekrarladığı düşünce ise hikâyenin özeti hâline geldi:
“İmkânsız diye bir şey yoktur.”
Bu anlatıdaki operasyon ve kişi isimleri ile olay ayrıntılarının bağımsız tarihsel kaynaklarla doğrulanması gerektiği de özellikle belirtilmeli. Metindeki anlatım, verilen transkript temel alınarak haber-öykü formatında yeniden düzenlenmiştir.
