Hemşire 5 Yıl Gizledi! Doktor Çocuğun Babası Olduğunu Öğrenince.
Hemşire 5 Yıl Gizledi! Doktor Çocuğun Babası Olduğunu Öğrenince.
Beş Yıl Sonra Gelen Baba
Gülşen Aydın hayatı boyunca güçlü bir kadın olmak zorunda kalmıştı. Daha yirmi üç yaşındayken hayallerle dolu genç bir hemşire adayıydı. İnsanlara yardım etmek, yaraları iyileştirmek ve hayat kurtarmak onun en büyük tutkusuydu. Fakat bazı yaralar vardı ki ne ilaçla ne de zamanla kolayca iyileşiyordu.
Ankara Üniversitesi Hastanesi’nde staj yaptığı günlerde hayatının tamamen değişeceğini bilmiyordu.
O zamanlar Gülşen için hastanenin uzun koridorları sadece mesleğini öğrendiği bir yerdi. Her gün farklı hastaların acılarına tanıklık ediyor, insanların en zor anlarında yanlarında olmaya çalışıyordu.

Ancak bir gün o koridorlarda karşılaştığı bir adam, onun bütün hayatını değiştirdi.
Doktor Murat Kaya.
Murat, hastanenin en başarılı genç cerrahlarından biriydi. Disiplinli, çalışkan ve mesleğine tutkuyla bağlı bir doktordu. Herkes onun geleceğinin parlak olduğunu biliyordu.
Ama kimse onun kalbinin ne kadar yalnız olduğunu bilmiyordu.
Murat dışarıdan kusursuz görünüyordu. Başarılı bir kariyer, güçlü bir aile ve saygın bir isim…
Fakat içinde yıllardır taşıdığı bir baskı vardı.
Babası Orhan Kaya, oğlunun her zaman en iyi olmasını istemişti. En iyi doktor, en iyi kariyer, en iyi evlilik…
Murat’ın hayatında kendi kararlarına çok az yer vardı.
Gülşen ise onun için hiç beklemediği bir duygunun başlangıcı olmuştu.
İlk karşılaşmalarında Murat bunu kabul etmek istememişti.
Çünkü Gülşen onun dünyasından çok farklıydı.
O zengin bir ailenin çocuğu değildi.
Ünlü değildi.
Güçlü bağlantıları yoktu.
Ama kalbi çok temizdi.
Murat bunu fark etmişti.
Bir gün küçük bir hastanın ameliyat öncesi korkudan ağladığını gördü. Çocuk kimseye yaklaşmıyor, doktorlardan korkuyordu.
Gülşen onun yanına oturdu.
“Ben buradayım. Korkmana gerek yok.”
dedi.
Çocuğun elini tuttu ve onunla uzun süre konuştu.
Murat uzaktan onları izliyordu.
O an ilk defa Gülşen’in güzelliğinin sadece yüzünde olmadığını anladı.
Onun asıl güzelliği kalbindeydi.
Zamanla aralarındaki bağ güçlendi.
Küçük konuşmalar, kısa bakışlar ve gizli gülümsemeler büyük bir sevgiye dönüşmeye başladı.
Bir akşam Murat, Gülşen’i hastane kantinine davet etti.
O gece ikisi de hayatlarında ilk kez kendilerini gerçekten anlaşılmış hissetti.
Gülşen Murat’a ailesinden, çocukluk hayallerinden ve gelecekte iyi bir anne olmak istediğinden bahsetti.
Murat ise ilk kez kendi korkularını anlattı.
“Ben hep herkesin beklediği kişi olmaya çalıştım.”
dedi.
“Ama bazen kendim kimim bilmiyorum.”
Gülşen ona baktı.
“Belki de ilk kez kendi istediğin gibi yaşaman gerekiyor.”
Bu sözler Murat’ın kalbine dokundu.
Çünkü yıllardır kimse ona bunu söylememişti.
Fakat mutlulukları uzun sürmedi.
Murat’ın annesi Neriman Hanım oğlunun Gülşen ile yakınlaştığını öğrendiğinde büyük tepki gösterdi.
Ona göre Gülşen, Murat’ın seviyesinde değildi.
“Murat, sen kimsin farkında mısın?”
dedi.
“Senin yanında olacak kişi belli bir aileden gelmeli.”
Murat annesine karşı çıkmak istedi.
Ama yıllardır ailesinin baskısıyla yaşayan biri için bu kolay değildi.
Neriman Hanım oğluna sürekli aynı şeyi söyledi:
“Bir hata yapıyorsun.”
Ve sonunda Murat korktu.
Kariyerinden.
Ailesinden.
Geleceğinden.
En kötüsü ise kendi duygularından korktu.
O gece Gülşen hayatının en büyük hayal kırıklığını yaşadı.
Murat onunla konuşurken gözlerini kaçırıyordu.
“Gülşen, bu ilişki doğru değil.”
Genç kadın ne duyduğunu anlamadı.
“Ne demek istiyorsun?”
Murat derin bir nefes aldı.
“Biz farklı dünyalardanız.”
Bu cümle Gülşen’in kalbini kırdı.
Çünkü o an anladı.
Murat onu seviyordu.
Ama onu seçmeye cesaret edemiyordu.
Günler sonra Gülşen hayatının ikinci büyük şokunu yaşadı.
Hamile olduğunu öğrendi.
Elindeki test sonucuna uzun süre baktı.
Ağladı.
Korktu.
Ama aynı zamanda içinde büyük bir sevgi vardı.
Çünkü artık yalnız değildi.
İçinde küçük bir hayat büyüyordu.
Ve bu bebeğin babası Murat’tı.
Gülşen gerçeği anlatmak için Murat’ın yanına gitti.
Bunun kolay olmayacağını biliyordu.
Ama çocuğun babasının bunu bilmeye hakkı vardı.
Murat sonucu öğrendiğinde dünyası başına yıkıldı.
İlk tepkisi mutluluk değil korku oldu.
“Kariyerim…”
“Ailem…”
“Ne olacak?”
Gülşen onun gözlerine baktı.
“Ya benim ne olacağımı düşündün mü?”
Murat sessiz kaldı.
Sonra hayatının en büyük hatasını yaptı.
“Bu durumu çözebiliriz.”
Gülşen ne demek istediğini anladı.
Gözleri doldu.
“Sen benden çocuğumdan vazgeçmemi mi istiyorsun?”
Murat cevap veremedi.
Çünkü içinde bir savaş vardı.
Bir tarafı Gülşen’i seviyordu.
Diğer tarafı yıllardır öğrendiği korkularla hareket ediyordu.
Gülşen o gün kararını verdi.
“Ben bu çocuğu tek başıma büyütürüm.”
dedi.
“Ama ona sevgi vermeyi bilmeyen bir babaya ihtiyacı yok.”
Ve hayatından çıktı.
Beş yıl geçti.
Gülşen artık eski Gülşen değildi.
O masum, herkese kolayca güvenen genç kız gitmişti.
Yerine güçlü bir anne gelmişti.
Oğlu Osman onun hayatının merkeziydi.
Osman beş yaşında, neşeli ve meraklı bir çocuktu.
Ama içinde hep aynı soru vardı:
“Benim babam nerede?”
Gülşen her seferinde aynı cevabı veriyordu.
“Baban seni seviyor.”
Ama bunu söylerken kendi kalbinde büyük bir acı hissediyordu.
Çünkü Osman’ın babasını hiç tanımaması onun da içini yaralıyordu.
Bir gün çalıştığı hastaneye önemli bir doktor geleceği söylendi.
Ankara Üniversitesi Hastanesi’nden gelen çocuk cerrahisi uzmanı…
Doktor Murat Kaya.
Gülşen bu ismi duyduğunda yıllar önce kapattığını sandığı bütün yaralar yeniden açıldı.
Beş yıl sonra yolları tekrar kesişecekti.
Ama bu kez yalnız değildi.
Yanında küçük Osman vardı.
Ve Murat hayatında ilk kez gerçek bir sınavla karşılaşacaktı.
Çünkü karşısına sadece geçmişte kaybettiği kadın değil…
Kendi kanından olan oğlu çıkacaktı.
.
.