.
.
Geceye Yazılan Yanlış Numara: Evelyn ve Lucas’ın Kanlı Kaderi
Yanlış bir numara genellikle garip bir özürle, kısa bir şaşkınlıkla veya kapanan bir telefonla sonuçlanır. Ancak Evelyn Vance için bu durum, hayatının akışını tamamen değiştiren acı dolu bir savaşa dönüştü. Kırık kaburgalarıyla kilitli bir banyoda mahsur kalan, onu öldürmeye yemin eden şiddetli ve acımasız bir dedektiften saklanan Evelyn, son bir umutla kardeşine yardım istemek için mesaj atmaya çalıştı. Elleri ölüm korkusu ve acıyla titriyordu.
Hatalı Tuş ve Şeytanın Çağrısı
Evelyn, hafızasından kardeşinin numarasını yazmaya çalışırken ekranın üzerindeki kan damlaları ve şokun yarattığı bulanıklık yüzünden bir rakamı yanlış tuşladı. 08 yerine 09’u tuşladığının farkında bile değildi. Gönderdiği mesaj kardeşine değil, Chicago’nun en yakalanması zor ve acımasız suç baronu Lucas Moretti’nin kişisel kullanımı için yanında taşıdığı özel telefonuna gitti. Bu numara tam üç yıldır tek bir mesaj bile almamıştı. Çaresiz bir kurban yanlışlıkla şeytanın kendisini çağırdığında ne olur? Cevap kanlı, yürek parçalayıcı ve korkutucudur.

Her şeyin başlangıcı, insan kaburgasının kırılma sesinin o netliğiyle başladı. Kuru bir dalın kırılması gibi temiz bir ses değildi bu; tüm gövdeyi titreten, ıslak ve boğuk bir patlama sesiydi. Evelyn Vance, henüz acıyı tam anlamıyla hissetmeden önce o korkunç sesi duydu. Ardından ciğerlerindeki hava şiddetli bir şekilde boşaldı ve yerini sol tarafından yayılan beyaz sıcak bir istıraba bıraktı. Mutfağın linolyum zeminine yığıldığında nefes nefeseydi ve görüşü siyah noktalarla doluydu.
“Bana ne yaptığını gör,” dedi Marcus sakin bir sesle.
Marcus Thorn, Chicago Polis Departmanı’nda görevli bir dedektifti. Filmlerdeki ucuz istismarcılar gibi bağırıp çağırmazdı; görünür iz bırakmadan insanlara acı çektirmeyi çok iyi bilen, soğukkanlı ve tehlikeli bir adamdı. O gece ne olduğunu kendisi de bilmiyordu ancak kontrolünü tamamen kaybetmişti. Evelyn konuşamayacak kadar bitkin bir halde yan tarafını tutarken, Marcus kol düğmelerini düzeltiyor ve ona hafif bir hayal kırıklığıyla bakıyordu. Sanki karşısında iki yıllık nişanlısı değil de halısının üzerindeki rahatsız edici bir leke varmış gibi hissediyordu.
“Karakola gitmem gerek,” dedi Marcus bacaklarının üzerinden atlayarak. “Bunu temizle ve ben döndüğümde yatakta olmazsan Evelyn, bu konuşmayı bitirmemiz gerekecek.”
Tezgahtan anahtarlarını alıp dışarı çıktı; ağır meşe kapı gürültüyle kapandı ve kilit, Evelyn’i irkiten kesin bir hareketle yerine oturdu.
Banyo Hücresi ve Bilinmeyen Numaraya Giden Çığlık
Evelyn, Marcus’un gittiğinden emin olmak için kendi korkmuş kalbinin çarpışıyla tam üç dakika saydı. Kendini yerden sürükleyerek kalktı; acı gözlerini kör ediyordu. Mesleği gereği tıbbi olarak sorunun ne olduğunu çok iyi biliyiyordu; o bir hemşireydi. Pnömotoraks veya flail chest semptomlarına yabancı değildi. Acilen hastaneye gitmesi gerektiğini biliyordu ancak gidemezdi. Marcus’un şehirdeki her acil serviste kolluk kuvveti arkadaşları vardı ve onu bulduklarında kesinlikle Marcus’u arayacaklardı. Ona yardım edebilecek tek kişi kardeşi Liam’dı.
Marcus’un henüz kırmadığı tek kilitli oda olan koridordaki banyoya doğru çantasını sürükleyerek gitti. İçeri girip kapıyı kilitledi ve titreyen vücudunu lavaboya dayadı. Çantasından telefonunu çıkardı; ekran Marcus’un dün elinden düşürdüğü için çatlamıştı ama şans eseri açıldı. Saat 23:42’yi gösteriyordu.
Parmakları kaygan camda kayarken, “Tatım biliyor. Kaburgalarımı kırdı. Nefes alamıyorum. Beni içeri kilitledi. Lütfen yardım edin. 224 Oak St. Apt 4B. Kod 8890,” yazarak gönder tuşuna bastı. Telefon elinden kayıp fayansların üzerine düştü. Kısa süre sonra bilinmeyen bir numaradan telefonuna tek bir cümle geldi: Yoldayım.
Evelyn bunun kardeşi Liam olmadığını düşündü çünkü Liam panikleyip tüm harfleri büyük yazardı. Ancak şokun etkisiyle seriozleşmiş olabileceğini umarak bekledi. Dakikalar geçerken dairenin sessizliği aniden dışarıdan gelen şiddetli bir çarpma sesiyle bozuldu. Ön kapı sanki menteşelerinden sökülmüştü. Sert ahşap zeminde askeri bir hassasiyetle hareket eden bot sesleri duyuldu.
Banyonun kapısı tek bir güçlü tekmeyle içe doğru patladı. Kapıda gölgelerden oyulmuş gibi duran, dairesinden bile pahalı özel yapım kömür rengi takım elbiseli bir adam belirdi. Soğuk, sert ve karanlık gözleriyle ona bakan bu adam polis ya da sağlık görevlisi değil; Moretti suç ailesinin reisi Lucas Moretti idi.
Altın Kafes ve Canavarın Merhameti
Lucas Moretti, banyo zemininde yatan kadının çenesindeki morlukları ve gömleğindeki bot izini gördü. Telefonu yerden alıp mesajlaşmayı doğruladıktan sonra, “Sen Sofya değilsin,” dedi. Evelyn hırıltılı bir nefesle yanlış numaraya mesaj attığını söyleyip yalvardı. Lucas, düşmanlarını betona gömmekle tanınan bir mafya lideri olmasına rağmen şaşırtıcı bir nezaketle onu kollarının arasına aldı ve dışarıdaki konvoya taşıdı.
Dışarıda Marcus Thorn polis arabasıyla yolu kesip kızın kendisinde olduğunu ve bir kaçırma olayından bahsetse de, Lucas Moretti’nin varlığı ve soğukkanlı otoritesi karşısında adeta ezildi. Lucas, Marcus’un cüzdanını ve rozetini kaldırıp attıktan sonra adamlarına emir vererek Marcus’un ellerindeki kemiklerin kırılmasını sağladı. Evelyn, bu şiddet dalgasının ortasında sarsılırken Lucas tarafından kendi malikanesinin özel tıp merkezine, Doktor Aris’in ellerine teslim edildi.
Günler süren uykunun ve ağır ağrı kesicilerin ardından Evelyn gözlerini Moretti malikanesindeki lüks ve antiseptik kokulu bir odada açtı. Doktor Aris pnömotoraksını onarmış, kırık kaburgalarını yerine oturtmuştu. Odanın sahibi, Chicago’nun en korkulan suç patronu Lucas Moretti, odaya girip durumunu bizzat denetliyordu.
Evelyn neden kurtarıldığını ve bu canavarın neden onunla ilgilendiğini sorduğunda, Lucas ona üç yıl önce rakip bir aile tarafından kaçırılan ikiz kardeşi Sofia’nın hikayesini anlattı. Sofia’yı kurtaramayan Lucas, o eski ve kullanılmayan hatta gelen mesajı bir işaret olarak görmüş ve banyoda ölüm kalım savaşı veren Evelyn’de kendi kurtaramadığı kaderi bulmuştu.
“Sofia’yı kurtaramadım,” dedi Lucas karanlık bir vaatle ağırlaşan sesle. “Bu yüzden sen istesen de istemesen de seni kurtaracağım.”
https://www.youtube.com/watch?v=bCZNcJbYlew
Evelyn, polisin Marcus’un yalanları yüzünden kendisini aradığını ve dışarı adım attığı an yine o şiddet sarmalına döneceğini öğrendi. Şimdi bu devasa, lüks ama bir o kadar da korkutucu malikanede, suç dünyasının en tehlikeli adamının gölgesinde hayatta kalmaya çalışıyordu. Dışarıda onun için kurulan tuzaklar ve yalanlar dönmeye devam ederken, Evelyn Vance için eski hemşirelik hayatı tamamen kapanmıştı; o artık Chicago’nun en büyük suç patronunun koruması altındaydı.