2004 Karadeniz: Yürürken kaybolan kadın ve bulunan eşofmandaki şok gerçek
2004 Karadeniz: Yürürken kaybolan kadın ve bulunan eşofmandaki şok gerçek
.
.
Sislerin Ardında Kaybolan Aylin: Bir Adamın Vicdan, Gerçek ve Adalet Arayışı
Bölüm 1: Son Sabah
Karadeniz’in küçük bir köyünde yaşayan insanlar, o sabahın diğer sabahlardan farklı olacağını bilmiyordu.
Gökyüzü griydi. Dağların üzerinden ağır ağır ilerleyen sis, çay tarlalarının üzerine çökmüş, bütün yolları sessiz bir perde gibi kaplamıştı.
Aylin her zamanki gibi erkenden uyandı.

Mutfakta çayını hazırladı. Pencerenin önünde birkaç dakika durarak dışarı baktı. Sisli havayı seviyordu. Ona göre böyle sabahlar dünyanın sesini azalttığı anlardı.
“Sadece sen ve adımların kalıyor,” derdi bazen.
Ama o sabah bunu söylemedi.
Çünkü o sabah evden çıkarken içinde açıklayamadığı bir ağırlık vardı.
Koşu ayakkabılarını giydi. Bağcıklarını bağladı fakat aceleyle çıktığı için biri gevşek kaldı.
Kapıya yöneldiğinde eşi Kemal salonda eski bir tamiratla uğraşıyordu.
“Öğle yemeğinden önce dönerim,” dedi Aylin.
Kemal başını kaldırmadan cevap verdi.
“Tamam, dikkat et.”
Sadece iki kelimeydi.
Ne bir sarılma vardı, ne uzun bir bakış.
Ne de o günün son günleri olabileceğini düşündüren herhangi bir işaret.
Aylin kapıyı kapattı ve sisin içine doğru yürümeye başladı.
Kemal ise birkaç dakika sonra her şeyin eskisi gibi devam edeceğini düşündü.
Ama etmedi.
İlk saat geçtiğinde Kemal endişelenmedi.
Aylin bazen uzun yürüyüşler yapardı.
İkinci saat geçtiğinde saate baktı.
“Herhalde biraz daha ilerlemiştir,” diye düşündü.
Ancak üçüncü saat geldiğinde masadaki yemek soğumuştu.
Ev sessizdi.
Aylin’in çay bardağı hâlâ mutfaktaydı.
Saç tokası pencerenin kenarında duruyordu.
Her şey yerli yerindeydi.
Sadece Aylin yoktu.
Kemal bahçeye çıktı.
Sis hâlâ yoğundu.
Patikanın başladığı yere baktı.
İçinde anlam veremediği bir korku büyümeye başladı.
“Aylin!”
Sesi dağların arasında kayboldu.
Cevap gelmedi.
Bir kez daha bağırdı.
“Aylin!”
Yine sessizlik.
Kemal ilk kez o anda kötü bir şey olduğunu hissetti.
Patikaya doğru yürümeye başladı.
Önce yavaş adımlarla ilerledi.
Sonra hızlandı.
Çay tarlalarının arasından geçti.
Her taş, her ağaç, her viraj ona yabancı görünüyordu.
Oysa yıllardır bu köyde yaşıyordu.
Ama o gün aynı yol bambaşka bir yer gibiydi.
Komşularına sordu.
“Aylin’i gördünüz mü?”
Bazıları başını salladı.
“Hayır, görmedik.”
Bazıları ise sadece meraklı gözlerle baktı.
Akşam olduğunda Kemal eve döndü.
Ama döndüğü yer artık aynı ev değildi.
Çünkü bazı evler içinde yaşayan kişi gidince sadece boş kalmaz.
Hatıralarla dolu bir sessizliğe dönüşür.
O gece Kemal uyumadı.
Kapıya baktı.
Her küçük seste ayağa kalktı.
Birinin geldiğini sandı.
Ama hiç kimse gelmedi.
Sabaha karşı kanepede otururken aklına tek bir soru geldi:
“Aylin son anda ne düşündü?”
Bu soru, kayboluşundan daha ağırdı.
Çünkü artık cevap verebilecek tek kişi Aylin’di.
Ve Aylin yoktu.
Ertesi gün Kemal jandarmayı aradı.
Ekipler geldi.
Sorular sordular.
“Daha önce böyle bir durum yaşandı mı?”
“Hayır.”
“Aranızda sorun var mıydı?”
“Hayır.”
“Gitmek istediğinden bahsetti mi?”
Kemal sustu.
“Hayır.”
Her cevapla birlikte dosya biraz daha sıradanlaşıyordu.
Bir kadın kaybolmuştu.
Ama sistem için bu sadece bir dosyaydı.
Bir isim.
Bir kayıt numarası.
Bir prosedür.
Kemal ise onun için sadece kayıp bir insanı değil, hayatının yarısını arıyordu.
Arama ekipleri günlerce çalıştı.
Patikalar kontrol edildi.
Ormanlara bakıldı.
Vadiler araştırıldı.
Ama hiçbir iz bulunamadı.
Üçüncü gün Kemal’e haber verdiler.
“Şimdilik arama çalışmaları sona eriyor.”
Kemal o cümleyi duyunca donup kaldı.
Şimdilik…
Bu kelime hem umut veriyordu hem de acı.
Çünkü bazen insanlar kaybolduğunda geriye sadece beklemek kalır.
Ve beklemek, bilinmeyen bir acının içinde yaşamaktır.
Kemal o gün eve döndüğünde Aylin’in dolabını açtı.
Kıyafetleri hâlâ oradaydı.
Kokusu hâlâ vardı.
Bir kazağını eline aldı.
Ve bir yıl boyunca dökemediği ilk gözyaşını o gece döktü.
Çünkü artık anlıyordu:
Aylin’in kaybolması sadece onun yokluğu değildi.
Kaybolan şey aynı zamanda sorulmamış sorulardı.
Yapılmamış konuşmalardı.
Ve zamanında fark edilmeyen sessiz çığlıklardı.