Alman Danışmanlar Türk Ordusunun ‘Eski’ Silahlarına Güldüler — Çanakkale’de 3 İngiliz Zırhlısı Battı
Alman Danışmanlar Türk Ordusunun ‘Eski’ Silahlarına Güldüler — Çanakkale’de 3 İngiliz Zırhlısı Battı
Çanakkale’de Tarihin Akışını Değiştiren Gün: Dünyanın En Güçlü Donanması Nasıl Durduruldu?
18 Mart 1915… Çanakkale Boğazı üzerinde yükselen dumanlar, sadece bir savaşın değil, dünya tarihinin yönünü değiştiren bir mücadelenin habercisiydi.

O gün dünyanın en güçlü deniz kuvvetlerinden biri, Osmanlı İmparatorluğu’nun savunmasını kısa sürede aşacağına inanıyordu. İngiliz ve Fransız donanmaları için plan basitti: Çanakkale Boğazı geçilecek, İstanbul’a ulaşılacak ve Osmanlı savaş dışı bırakılacaktı.
Ancak hesaplamadıkları bir gerçek vardı.
Savaşlar sadece teknolojiyle kazanılmazdı.
Bazen eski topların başında duran askerlerin kararlılığı, bazen küçük bir mayın gemisinin sessiz görevi, bazen de bir insanın imkânsız görünen bir fedakârlığı tarihin yönünü değiştirebilirdi.
Çanakkale’de yaşananlar, tam olarak böyle bir hikâyeydi.
“Bu Toplarla İngiliz Donanmasını Durduramazsınız”
1915 yılının Mart ayında Çanakkale Boğazı’ndaki Osmanlı savunma hatları büyük bir baskı altındaydı.
Müttefik kuvvetler, dönemin en gelişmiş savaş gemilerine sahipti. Büyük zırhlılar, uzun menzilli toplar ve modern deniz teknolojisi İngiltere ve Fransa’nın en büyük gücüydü.
Buna karşılık Osmanlı savunmasında kullanılan bazı toplar eskiydi. Menzilleri sınırlıydı ve modern savaş teknolojisinin gerisinde görülüyordu.
Alman askeri danışmanlarından bazıları bu durumu açık bir şekilde eleştiriyordu.
Onlara göre matematik açıktı.
Düşman daha uzaktan ateş edebiliyor, Osmanlı topları ise karşılık vermekte zorlanıyordu.
Ancak Çanakkale savunmasının komutanlarından Cevat Paşa farklı düşünüyordu.
O sadece silahları görmüyordu.
O, o silahların arkasındaki askerleri görüyordu.
Cevat Paşa’nın düşüncesi şuydu:
“Çanakkale sadece toplarla savunulmaz. Bu toprakları koruyan insanların inancıyla savunulur.”
Bu nedenle geri çekilme tekliflerini kabul etmedi.
Savunma hatları terk edilmeyecekti.
Çünkü bazen savaşın kaderini silahların gücü değil, onları kullanan insanların kararlılığı belirlerdi.
18 Mart Sabahı: Çelik Devler Boğaza Giriyor
18 Mart 1915 sabahı güneş doğarken Çanakkale Boğazı’nın girişinde büyük bir hareketlilik başladı.
Ufuk savaş gemileriyle doluydu.
İngiliz ve Fransız donanmalarının en güçlü gemileri ilerliyordu.
Amaçları Osmanlı tabyalarını uzaktan etkisiz hale getirmekti.
Saatler boyunca büyük toplardan ateş açıldı.
Mermiler kıyıları dövdü.
Toprak havaya kalktı.
Sığınaklar sarsıldı.
Osmanlı askerleri ağır bombardıman altında kaldı.
Müttefik komutanları Türk savunmasının çöktüğünü düşünmeye başlamıştı.
Ancak Osmanlı askerleri sessizdi.
Çünkü bekliyorlardı.
Onların amacı rastgele ateş etmek değildi.
Düşmanı en uygun mesafeye çekmekti.
Ve o an geldiğinde Çanakkale’nin sesi tüm dünyada duyulacaktı.
Türk topları aynı anda ateş etmeye başladı.
Eski olarak görülen toplar bir anda konuştu.
Topçuların deneyimi, bölgeyi tanımaları ve kararlılıkları savaşın dengesini değiştirdi.
Müttefik gemileri beklemedikleri bir direnişle karşılaştı.
Ancak asıl büyük sürpriz denizin altında gizliydi.
Nusret’in Sessiz Görevi
Çanakkale zaferinin en önemli dönüm noktalarından biri küçük bir mayın gemisi olan Nusret’in gerçekleştirdiği görevdi.
Nusret, gecenin karanlığında sessizce hareket ederek Erenköy Koyu’na mayın hattı döşedi.
Bu görev, savaşın kaderini değiştirecek kadar önemliydi.
Çünkü müttefik kuvvetleri bölgeyi güvenli olarak değerlendiriyordu.
Ancak görünmeyen tehlike onları bekliyordu.
18 Mart günü Fransız zırhlısı Bouvet ilerlerken beklenmeyen bir patlama meydana geldi.
Dev savaş gemisi kısa süre içinde ağır hasar aldı ve battı.
Müttefik donanması büyük bir şok yaşadı.
Çünkü karşılarında sadece kıyı topları yoktu.
Denizin içinde görünmeyen bir savunma hattı vardı.
Nusret’in bıraktığı mayınlar, dünyanın en güçlü donanmalarından birinin planlarını altüst etti.
Seyit Onbaşı’nın Unutulmaz Fedakârlığı
Çanakkale denildiğinde akıllara gelen en etkileyici isimlerden biri de Seyit Onbaşı’dır.
Mecidiye Tabyası ağır bombardıman altında kalmıştı.
Topun çalışmasını sağlayan vinç sistemi zarar görmüştü.
Ancak savaş devam ediyordu.
Topun kullanılması gerekiyordu.
Sorun ise çok büyüktü.
Top mermileri yaklaşık 276 kilogram ağırlığındaydı.
Normal şartlarda bu mermileri kaldırmak için özel mekanizmalar gerekiyordu.
Fakat o gün mekanizma yoktu.
Seyit Onbaşı, vatanını savunmak için insan gücünün sınırlarını zorladı.
Mermiyi kaldırdı.
Adım adım taşıdı.
Ve topa yerleştirdi.
O an sadece bir asker görevini yapmıyordu.
O an bir milletin direncini temsil ediyordu.
Bu olay, Çanakkale ruhunun en güçlü sembollerinden biri haline geldi.
Mustafa Kemal’in Tarihe Geçen Kararı
Çanakkale’de sadece denizde değil, karada da büyük bir mücadele yaşandı.
25 Nisan 1915’te müttefik kuvvetler Gelibolu Yarımadası’na çıkarma yaptı.
Amaçları bölgeyi ele geçirmek ve boğazın kontrolünü sağlamaktı.
Bu kritik günlerde Yarbay Mustafa Kemal’in aldığı karar savaşın kaderini değiştirdi.
Düşmanın asıl hedefini doğru tahmin eden Mustafa Kemal, emir beklemeden birliklerini harekete geçirdi.
Conkbayırı bölgesine ilerleyen birlikler, düşmanın ilerlemesini durdurdu.
Burada Mustafa Kemal’in askerlerine söylediği söz tarihe geçti:
“Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum.”
Bu söz sadece bir askeri emir değildi.
Bu, görev ve fedakârlık anlayışının sembolüydü.
Türk askerleri geri çekilmedi.
Conkbayırı tutuldu.
Ve müttefik kuvvetlerin hızlı zafer planı başarısız oldu.
Çanakkale’de Değişen Sadece Savaşın Sonucu Değildi
Çanakkale Zaferi sadece bir askeri başarı olarak görülmedi.
Bu mücadele, bir milletin yeniden kendini ortaya koyduğu dönemlerden biri oldu.
Farklı bölgelerden gelen askerler aynı cephede omuz omuza savaştı.
Çanakkale’de insanlar sadece bir toprağı değil, bir geleceği savundu.
Aylar süren mücadele sonunda müttefik kuvvetler geri çekilmek zorunda kaldı.
Dünyanın en güçlü donanmalarından biri, beklemediği bir direnişle karşılaşmıştı.
Çanakkale’de teknoloji vardı.
Büyük savaş gemileri vardı.
Modern silahlar vardı.
Ama karşılarında vazgeçmeyen insanlar vardı.
Tarihin Unutmadığı Ders
Çanakkale’nin en büyük mesajlarından biri şudur:
Bir savaşın sonucunu sadece silahların gücü belirlemez.
İnanç, liderlik, fedakârlık ve kararlılık da tarihin yönünü değiştirebilir.
Nusret’in sessiz görevi, Seyit Onbaşı’nın taşıdığı mermi ve Mustafa Kemal’in aldığı kritik karar bugün hâlâ hatırlanıyor.
Çünkü Çanakkale sadece kazanılmış bir savaş değildir.
Çanakkale, imkânsız görünen şartlarda bile insan iradesinin neler başarabileceğini gösteren tarihi bir dönüm noktasıdır.
Ve yıllar geçse de o günün mesajı değişmez:
Çanakkale geçilmez.