2013, Maine: Geraldine Largay patikadan ayrıldı ve geri dönemedi — 2 yıl sonra bulundu.
2013, Maine: Geraldine Largay patikadan ayrıldı ve geri dönemedi — 2 yıl sonra bulundu.
.
.
900 METRE UZAKTAKİ SESSİZ ÇIĞLIK – GERALDINE LARGAY’IN ORMANDAKİ SON YOLCULUĞU
Bölüm 1: Ormana Giren Kadın ve Kaybolan Yol
22 Temmuz 2013 sabahı…
Amerika’nın Maine eyaletindeki Batı Maine Ormanı, her zamanki gibi sessizdi.
Ağaçların üzerindeki gece yağmuru hâlâ kurumamıştı.
Nemli yapraklar yere düşüyor, hafif rüzgâr binlerce ağacın arasında kaybolan bir fısıltı gibi dolaşıyordu.
O sabah 66 yaşındaki Geraldine Largay sırt çantasını hazırladı.

Onu tanıyan yürüyüşçüler ona “Inchworm” diyordu.
Yavaş ilerleyen ama asla vazgeçmeyen bir kadın…
Aylar boyunca yürüdüğü Appalachian Trail’in son bölümlerinden birindeydi.
Önünde sadece birkaç günlük yol vardı.
Planı basitti.
Bugün yaklaşık 8 mil yürüyecek…
Ertesi gün biraz daha ilerleyecek…
Sonra 27 numaralı karayolunun yakınındaki park alanına ulaşacaktı.
Orada onu eşi George bekleyecekti.
Geraldine ve George yıllardır kendilerine özel bir sistem kurmuşlardı.
Geraldine ormanda yürürken George araba ile belirlenen noktalara gidiyordu.
Belli günlerde buluşuyorlar, birbirlerinden haber alıyorlardı.
Bu sistem daha önce birçok kez işe yaramıştı.
Hiçbir sorun çıkmamıştı.
O yüzden 22 Temmuz sabahı da diğer günlerden farklı görünmüyordu.
Geraldine çantasını omzuna aldı.
Telefonunu kontrol etti.
Haritasına baktı.
Ve beyaz işaretlerle belirlenmiş patikayı takip etmeye başladı.
Kimse o anın hayatının son normal dakikaları olacağını bilmiyordu.
Sabah ilerlerken Geraldine’in küçük bir ihtiyacı oldu.
Tuvalete gitmesi gerekiyordu.
Bu, ormanda yürüyen herkesin yaptığı sıradan bir şeydi.
Kimse bunu büyük bir karar olarak görmezdi.
Patikadan birkaç adım uzaklaşmak…
İşini halletmek…
Sonra geri dönmek…
Sadece birkaç dakika sürerdi.
Geraldine de öyle düşündü.
Patikadan ayrıldı.
Ağaçların arasına doğru birkaç adım attı.
Ama Batı Maine Ormanı sıradan bir yer değildi.
Burası insanın yön duygusunu kolayca kaybedebileceği kadar yoğun bir bölgeydi.
İlk birkaç adımda hiçbir şey garip görünmedi.
Patika hâlâ arkasındaydı.
Ağaç gövdelerindeki beyaz işaretleri görebiliyordu.
Ama sonra…
Bir süre sonra…
Geraldine geri dönmek istediğinde bir sorun fark etti.
Patika artık eskisi kadar belirgin değildi.
Ağaçlar birbirine benziyordu.
Çalılar görüşünü kapatıyordu.
Her yön aynı görünüyordu.
20 adım…
30 adım…
50 adım…
İnsan zihni böyle anlarda garip oyunlar oynar.
Önce “Biraz daha yürürsem bulurum” dersiniz.
Sonra “Az önce geçtiğim yer burası olmalı” diye düşünürsünüz.
Ama ormanda her ağaç diğer ağaca benzer.
Her taş başka bir taşın aynısı gibi görünür.
Ve birkaç dakika içinde insan nereden geldiğini hatırlayamaz hale gelir.
Saat 11:01’de Geraldine telefonunu çıkardı.
Ekrana baktı.
Sinyal yoktu.
Telefonu havaya kaldırdı.
Bir adım daha attı.
Tekrar baktı.
Hâlâ yoktu.
Yine denedi.
Olmadı.
Bunun üzerine kısa bir mesaj yazdı.
Mesajda şu vardı:
“Başım biraz dertte. Tuvalet için patikadan ayrıldım. Şimdi kayboldum.”
Gönder tuşuna bastı.
Ama mesaj gitmedi.
Geraldine pes etmedi.
Telefonunu tekrar tekrar kaldırdı.
Ağaçların daha az yoğun olduğu yerleri aradı.
Belki bir sinyal yakalarım diye düşündü.
Ama Batı Maine Ormanı’nın o bölgesinde telefon şebekesi yoktu.
Bunu bilmesine imkân yoktu.
Çünkü insan kaybolduğunda en zor şeylerden biri şudur:
Sorunun büyüklüğünü hemen anlayamaz.
O gece ormanda kaldı.
Yanında çadırı vardı.
Sırt çantası vardı.
Bir miktar yiyeceği vardı.
Acil durum ekipmanları vardı.
Korkmuş olabilirdi.
Ama hazırlıksız değildi.
Yıllarca yürüyüş yapmış deneyimli bir kadındı.
Panikle koşmanın tehlikeli olduğunu biliyordu.
Bu yüzden yerinde kalmaya karar verdi.
Ertesi gün…
23 Temmuz öğleden sonra Geraldine telefonunu tekrar çıkardı.
Yeni bir mesaj yazdı.
Bu kez daha kısa:
“Dünden beri kayıbım.”
Sonra ekledi:
“Patikadan 3 veya 4 mil uzakta olduğumu düşünüyorum.”
Ama aslında gerçek çok farklıydı.
Geraldine patikadan yaklaşık 900 metre uzaktaydı.
Bir kilometreden bile az.
Normal şartlarda birkaç dakikalık yürüyüş mesafesi…
Ama ormanda mesafeler farklıdır.
900 metre bazen kilometrelerce uzak gibi hissedilir.
O sırada kimse onun nerede olduğunu bilmiyordu.
Eşi George hâlâ planlanan buluşma noktasına hazırlanıyordu.
Geraldine’in geleceğine inanıyordu.
Çünkü o daha önce hiç böyle bir sorun yaşamamıştı.
Ama saatler geçti.
Geraldine gelmedi.
24 Temmuz günü George gerçeği anlamaya başladı.
Bir şey yanlıştı.
Telefon cevap vermiyordu.
Planlanan yerde yoktu.
Ve sonunda kayıp ihbarında bulundu.
Arama başladı.
Ama kimsenin bilmediği şey şuydu:
Geraldine hâlâ hayattaydı.
Hâlâ kendi kurduğu çadırın içindeydi.
Ve onu arayan insanlar…
Sadece birkaç yüz metre uzağından geçmiş olabilirdi.
Geraldine Largay’ın hikâyesi sadece kaybolan bir insanın hikâyesi değildi.
Bu, doğanın ne kadar güçlü olduğunu…
Bir insanın doğru kararlar verse bile ne kadar savunmasız kalabileceğini…
Ve bazen kurtuluşla kayıp arasındaki mesafenin düşündüğümüzden çok daha küçük olabileceğini gösteren bir hikâyeydi.
Çünkü Geraldine’in çadırı…
Yolun sadece 900 metre dışındaydı.
Ama o 900 metre…
Onun hayatındaki en uzun mesafe olacaktı.