(Safranbolu, 2012) Dört kız kardeş aynı anda hamile kaldı — annelerinin tepkisi tüm ülkeyi ağlattı

(Safranbolu, 2012) Dört kız kardeş aynı anda hamile kaldı — annelerinin tepkisi tüm ülkeyi ağlattı

(Safranbolu, 2012) Dört kız kardeş aynı anda hamile kaldı — annelerinin tepkisi tüm ülkeyi ağlattı

.
.

Bölüm 1: Dört Kelimeyle Değişen Bir Gece

Safranbolu’nun eski taş sokaklarında kış geceleri her zaman sessiz olurdu. Tarihi ahşap evlerin pencerelerinden sızan sarı ışıklar, karla kaplı dar yolların üzerine küçük umut parçaları gibi düşerdi.

Ancak 2010 yılının o soğuk gecesinde, küçük bir evin içinde söylenecek dört kelime, sadece bir ailenin değil, bütün kasabanın kaderini değiştirecekti.

Ev, kasabanın kenarında bulunan eski ama sıcak bir yuvaydı.

Bu evde yaşayan kadın, Nalan Yılmaz’dı.

Beş yıl önce eşi Ahmet’i kaybetmişti. O günden sonra hayatı kolay olmamıştı. Hem anne hem baba olmuş, dört kızını tek başına büyütmüştü.

Aylin, Derya, Selma ve Melek…

Onlar Nalan’ın dünyasıydı.

Nalan o gece mutfakta sessizce çorba karıştırıyordu. Yorgundu. Gözlerinin altında yılların bıraktığı izler vardı.

Dudaklarından sessiz bir dua döküldü.

“Allah’ım… Bana güç ver. Kızlarımı koruyabilmem için bana güç ver.”

Tam o anda kapı çaldı.

Nalan şaşkınlıkla saate baktı.

Gece yarısını geçmişti.

“Bu saatte kim olabilir?”

Kapıyı açtığında karşısında dört kızını gördü.

Ama yüzlerindeki ifade onu korkuttu.

Bu, normal bir ziyaret değildi.

Aylin, Derya, Selma ve Melek sessizce içeri girdiler.

Montlarını çıkardılar.

Ama titremeleri soğuktan değildi.

Korkuyorlardı.

Nalan kızlarına baktı.

“Ne oldu kızlar?”

Dört kardeş birbirine baktı.

Sonunda en büyükleri Aylin derin bir nefes aldı.

Gözlerinden yaşlar süzüldü.

“Anne…”

Sesi titriyordu.

“Anne, hepimiz hamileyiz.”

O an…

Mutfakta zaman durdu.

Nalan’ın elindeki kaşık yere düştü.

Metal kaşığın yere çarpan sesi, sessiz gecede bir patlama gibi yankılandı.

Nalan hiçbir şey söylemedi.

Sadece kızlarının yüzlerine baktı.

Dört kız.

Dört farklı hikâye.

Dört farklı acı.

Ve dört doğmamış bebek…

“Nasıl olabilir?” diye fısıldadı.

Kızları ağlamaya başladı.

Nalan bağırmadı.

Onlara hakaret etmedi.

Sadece gözlerini kapattı.

Çünkü bir annenin kalbi bazen kırılır ama yine de çocuklarını korumaya devam eder.

Bir süre sonra sessizce konuştu.

“Kader böyleymiş…”

“Allah yardım etsin.”

Sonra gücü tükendi ve sandalyesine çöktü.

“Aman Allah’ım…”

Kızları hemen yanına koştu.

“Anne!”

“Anne lütfen konuş!”

Derya hemşire olduğu için annesinin nabzını kontrol etti.

Nalan gözlerini açtı.

Yavaşça sordu:

“Babaları kim?”

Bu soru odadaki bütün havayı değiştirdi.

Dört kız sustu.

Çünkü her birinin anlatması gereken acı dolu bir hikâyesi vardı.

Nalan onların gözlerine baktı.

Ve anladı.

Bu sadece bir hata hikâyesi değildi.

Bu, yıllarca saklanan acıların hikâyesiydi.


Bölüm 2: Safranbolu’nun Acımasız Fısıltıları

Ertesi sabah Safranbolu’da herkes aynı şeyi konuşuyordu.

Bakkallar.

Kahvehaneler.

Çarşıdaki esnaflar.

Herkesin dilinde aynı haber vardı.

“Nalan Hanım’ın dört kızı da hamileymiş.”

“Dördü birden mi?”

“Evet.”

“Üstelik evlenmeden…”

Haber küçük sokaklarda büyüdükçe gerçek değişmeye başladı.

Bazıları bilmeden konuştu.

Bazıları acımasızca yargıladı.

Kimse hikâyenin tamamını bilmiyordu.

Ama herkes kararını vermişti.

Nalan’ın evi ise sessizdi.

O sabah Nalan kızlarını karşısına aldı.

“Şimdi bana gerçeği anlatın.”

Aylin ilk konuşan oldu.

Masaya bir yüzük bıraktı.

“Ben evliydim anne.”

Nalan şaşırdı.

“Ne?”

Aylin gözyaşlarını sildi.

“Erhan’la gizlice evlendik. Ailesi beni istemedi. Fakir olduğum için beni kabul etmediler.”

“Sonra…”

Sesi kırıldı.

“Bir kaza oldu. Erhan öldü.”

Nalan kızına sarıldı.

Sonra Derya konuştu.

Çantasından belgeler çıkardı.

“Ben doktor Cihan’a inandım.”

“Evli olduğunu bilmiyordum.”

“Beni kandırdı.”

Nalan’ın yüzü değişti.

Derya devam etti.

“Şimdi bebeği kabul etmiyor.”

Sıra Selma’ya geldi.

Selma uzun süre konuşamadı.

Sonunda ağlayarak söyledi:

“Anne… Ben istemedim.”

“Patronum beni tehdit etti.”

“İşimi kaybetmekten korktum.”

Nalan’ın gözleri doldu.

Kızının yaşadığı acıyı ilk kez bu kadar açık görüyordu.

Son olarak Melek konuştu.

En küçük kız.

Henüz 20 yaşındaydı.

“Ben aşık olduğumu sandım.”

“Beni sevdiğini söyledi.”

“Ama hamile olduğumu öğrenince kaçtı.”

Sonra elindeki sağlık raporunu gösterdi.

“Bir de hastayım anne…”

Nalan’ın kalbi parçalandı.

Dört kız.

Dört yara.

Ama hepsi hâlâ onun çocuklarıydı.

Nalan ayağa kalktı.

Kızlarının karşısına geçti.

“Beni iyi dinleyin.”

“Bu evde artık dört kişi yaşamıyor.”

“Sekiz can var.”

“Bu bebekler masum.”

“Ve ben sizin annenizim.”

“Dünya size sırtını dönse bile ben dönmeyeceğim.”

Disclaimer: This story is fictional and created for entertainment purposes only. Any names, characters, places, or events are fictitious or used fictitiously. No real person or organization is intended to be portrayed.

Related Articles